Kategori: Gündem

Gündem haberleri

  • Gazeteci meslek örgütleri: Gazetecileri serbest bırakın

    Gazeteci meslek örgütleri: Gazetecileri serbest bırakın

    VENG- Gazeteci meslek örgütleri, Artvin soruşturması kapsamında tutuklanan gazetecilerin tahliyesi için çağrı yaptı.

    Artvin soruşturması kapsamında tutuklanan gazetecilere dair 18 meslek örgütleri açıklama yaptı. Açıklamada tutuklanan gazetecilerin tahliyesi istendi.

    Açıklamada, “13 Haziran’da İstanbul’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan gazeteciler Dicle Baştürk, Yavuz Akengin, Eylem Emel Yılmaz ve Sendika.Org emekçisi Ozan Cırık, 16 Haziran gecesi çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında ayrıca gazeteci Metin Yoksu Batman’da savcılığa giderek ifade verdikten sonra 26 Haziran’da tutuklandı.  Soruşturma dosyasında gazetecilerin haber sitelerine sağladıkları teknik hizmetler, haberleri için aldıkları telif ödemeleri ve mesleki iletişimleri suçlama konusu yapıldı” denildi.

    ‘HABER VE TELİFLERDEN SUÇLANDILAR’

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Gazeteciler, yaptıkları haberler ve bu haberler karşılığında aldıkları ödemeler nedeniyle cezalandırılmak isteniyor. Basın özgürlüğünü koruyan ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında gazetecilik faaliyetlerinin suç unsuru olarak gösterilmesi kabul edilemez.  Haber yapmak, haber paylaşmak ve bunun karşılığında telif ücreti almak suç değildir. Gazetecilik suç değildir.  Ayrıca gazeteci Eylem Yılmaz’ın cezaevi kapasite doluluğu gerekçesiyle yerde yattığı ortaya çıkmıştır. Haksız yere yargılanmasının yanı sıra psikolojik ve fiziksel sağlık sorunlarına yol açacak şekilde cezalandırılmaktadır. Bu koşullar uluslararası insan hakları sözleşmelerine de aykırıdır.

    SUÇLAMALAR KABUL EDİLEMEZ

    Aşağıda imzası bulunan basın meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları olarak, bu tutuklamaların, muğlak suçlamaların basını susturmak amacıyla giderek nasıl daha fazla istismar edilmesinin en son örneği olduğunu düşünüyoruz. Gazetecilerin yalnızca haber üretiminden ve paylaşımından dolayı ‘örgüt üyeliği’ ile suçlanması kabul edilemez. Gazeteciliğin ifade özgürlüğü başta olmak üzere güvencesizlik, baskı ve sansürle kuşatıldığı bu günlerde gazetecilerin gelir elde ettikleri mecralar, çalıştıkları kurumlar ve SGK kayıtları  temelinde tutuklama uygulamasıyla baskı altına alınmaya, sindirilmeye çalışılması halkın haber alma hakkının da engellenmesidir.  Tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını ve basını susturmaya yönelik girişimlerden vazgeçilmesini talep ediyoruz.”

    İMZACI ÖRGÜTLER

    İmzası bulunan 18 basın meslek örgütü şöyle: Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF), Haber-Sen (Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası), DİSK Basın-İş, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), P24 Bağımsız Gazetecilik Derneği, Netgazeti, Gürcistan Batumelebi, Gürcistan Community Radio “Marneuli”, Gürcistan Gazetecilik Etik Tüzüğü, Gürcistan Bağımsız Gazeteciler Derneği (IAGJ), Gazetecilik Kaynak Merkezi (JRC), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), ARTICLE 19, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Gazeteciler ve Medya Çalışanları Sendikası (Rusya), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG)

  • Meclis’te ‘Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu’ kuruldu

    Meclis’te ‘Ayrımcılığın Önlenmesi Komisyonu’ kuruldu

    VENG- Meclis’te, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu (İHİK) bünyesinde “Ayrımcılığın Önlenmesi Alt Komisyonu” kuruldu.

    Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu (İHİK) bünyesinde ayrımcılığın önlemesi ile ilgili yeni bir alt komisyon kuruldu. Komisyonun adı, “Ayrımcılığın Önlenmesi Alt Komisyonu” olarak belirlendi. Komisyon toplamda 10 üyeden oluşurken, komisyon başkanlığına ise AKP Rize Milletvekili Harun Mertoğlu seçildi. Mertoğlu, oy birliği ile seçildi. Mêrdîn Milletvekili Kamuran Tanhan, DEM Parti’nin komisyon üyesi oldu.

    İHİK’in bünyesinde aynı zamanda İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu, Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, Göç ve Uyum Alt Komisyonu ve Çocuk Hakları Alt Komisyonu da bulunuyor.

    Bu yeni komisyon ile birlikte İHİK’in alt komisyon sayısı 5’e yükseldi.

  • Leman soruşturmasında 4 tutuklama

    Leman soruşturmasında 4 tutuklama

    VENG- Leman dergisine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 4 kişi tutuklandı.

    Mizah dergisi Leman, yayımladığı bir karikatür sonrası sanal medyada bir grup tarafından hedef gösterildi. Ardından gerici bir grup, Leman’ın binasına saldırı düzenledi. İktidar yetkililerinin de derginin yöneticilerini hedef alması üzerine “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. “Dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatılarak 4 kişi gözaltına alındı.

    Leman dergisinin Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar, grafikeri Cebrail Okçu, karikatür sahibi Doğan Pehlivan ve müessese müdürü Ali Yavuz gözaltına alındı. 4 kişi, tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildi. 4 kişi de tutuklandı.

  • Gemlik’te 4.3 büyüklüğünde deprem

    Gemlik’te 4.3 büyüklüğünde deprem

    VENG- Gemlik’te büyüklüğü 4.3 olan yeni bir deprem meydana geldi.

    AFAD, Bursa’nın Gemlik ilçesinde 4.3 büyüklüğünde yeni bir depremin meydana geldiğini duyurdu.

  • Diyarbakır Barosu’ndan Yargıtay’a Nevzat Bahtiyar başvurusu

    Diyarbakır Barosu’ndan Yargıtay’a Nevzat Bahtiyar başvurusu

    VENG- Narin Güran cinayetinden yargılanan ve 4 yıl 6 ay hapis cezası verilen Nevzat Bahtiyar’ın cezasının onanmasının “hatalı” olduğunu belirten Diyarbakır Barosu, Yargıtay’a başvurdu.

    Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe kırsal mahallesinde 21 Ağustos 2024’’te kaybolan ve 8 Eylül’de cansız bedenine ulaşılan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetinden yargılanan Narin Güran’ın annesi Yüksel, amcası Salim, ağabeyi Enes Güran hakkında 28 Aralık 2024’te Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Mahkeme, komşuları Nevzat Bahtiyar hakkında ise “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ardından sanık ile katılan avukatları İstinaf’a başvuruda bulundu. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 1’nci Ceza Dairesi, tüm başvuruların ayrı ayrı reddine karar verdi.

    Diyarbakır Barosu istinaf kararına karşı Yargıtay’a başvuruda bulundu. Başvuruda, sanık Bahtiyar’ın “kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasının gerektiği belirtilirken, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan cezalandırılmasının hatalı olduğunu ve istinafın bu hükmü onaylamasının da hatalı olduğu vurgulandı.

    Bahtiyar’ın, Narin’in öldürülmesine iştirak ettiğinin açık olduğunun belirtildiği başvuruda, gerekçeler sıralandı. Bahtiyar’ın olaydan sonraki hiçbir aşamada, Narin’in kaybettirilmesi olayından ötürü pişmanlık yaşadığına dair bir tavır içerisine girmediğine dikkat çekilen başvuruda, “Bir kısım basın yayın organlarında sanığın pişmanlık göstererek itirafta bulunduğu, Nevzat Bahtiyar’ın itirafçı olduğu, hatta Nevzat’ın rızaen kolluk birimlerine ifade verdiği şeklindeki hatalı ve yanlış bilgiler haber konusu yapılmıştır. Oysa Narin’in cansız bedeninin 8 Eylül 2024 tarihinde bulunduğu yerden hareketle soruşturma makamlarınca incelenen kamera kayıtlarından kırmızı renkli şahin marka araca ulaşılmış ve Nevzat gözaltına alındıktan sonra suçunu ikrar etmek zorunda kalmıştır” denildi.

    ÇELİŞKİLİ BEYANLAR

    Bahtiyar’ın kovuşturma aşamasına kadar verdiği tüm beyanların çelişkili olduğu ve olayı tam, eksiksiz anlatmadığının ifade edildiği başvuruda, “Sanığın bu tutumu dikkat çekicidir. Nitekim tüm aşamalarda yaşananları tam ve yalın haliyle anlatmayan sanığın diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği, maddi gerçeğin ve cinayet eyleminin sebebinin açığa çıkmasını istemediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda sanık Nevzat ile diğer sanıkların eylem ve irade birliği bulunduğu sonucunu ulaşıldığı halde sanık Nevzat’ın da diğer sanıklarla birlikte çocuğa karşı kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerekmekte iken sanığın ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan cezalandırılması hatalıdır” ifadelerine yer verildi.

    ‘SALİM GÜRAN’LA HAREKET ETTİ’

    Bahtiyar’ın yine Salim Güran’la olan iletişimini gizlemesinin, Salim Güran’la hareket ettiğinin göstergesi olduğuna dikkat çekilen başvuruda, Bahtiyar’ın birçok çelişkili ifadesine yer verildi. Bahtiyar’ın büyük bir soğukkanlılıkla eylemini gerçekleştirdiğine, cenazeyi sakladıktan sonra hayatına olağan bir şekilde devam ettiğine dikkat çekilen başvuruda, “Sanığın davranışları, olay sonrasında rutin hayatına devam etmesi kanaatimizce diğer sanıkların kendisiyle birlikte hareket ettiğine olan inanca ve güvene dayanmaktadır. Bu anlamda sanık olay üzerinde diğer sanıklarla ortak hakimiyet kurduğundan diğer sanıkların kendisine zarar veremeyeceğini bilmekte, bu sayede köyde yaşamaya devam etmekte ve günlük hayatına devam edebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında da tüm sanıkların iştirak iradesi ortaya çıkmaktadır” denildi.

    ‘MÜŞTEREK FAİL OLARAK CEZALANDIRILMALI’

    Başvuruda, “Sanık Nevzat’ın beyanına itibar edilerek bizzat öldürmediğini kabul etmiş olsa bile yine Yüksel Güran’a ilişkin gerekçede yer alan ‘bir an sanığın beyanlarına itibar edilerek maktul Narin’i bizzat öldürmediği kabul edilse bile gerekli yerlere haber vermeyerek ölüm neticesinin ortaya çıkmasını engellememesi bile öldürme eylemine iştirak ettiği anlamına geldiği, yine sanığın diğer sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek (…)’ değerlendirmesi ile Nevzat’ın iştirak iradesi kabul edilmeli ve müşterek fail olarak cezalandırılması gerekmektedir” denildi.

    Başvuruda, Bahtiyar hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan verilen hükmün bozularak, “İştiraken çocuğu kasten öldürme” suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi talep edildi.

     SAVCI DA BAŞVURUDA BULUNMUŞTU

    Diğer yandan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi savcısı da, sanık Nevzat Bahtiyar’a “İştirak halinde çocuğu kasten öldürme” suçundan ceza verilmesi gerekirken, “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan ceza verilmesinin “usul ve yasaya aykırı” olduğu gerekçesiyle Yargıtay’a kararın Bahtiyar aleyhine bozulması için başvuruda bulunmuştu.

  • Leman soruşturmasında 4 kişi hakkında tutuklama talebi

    Leman soruşturmasında 4 kişi hakkında tutuklama talebi

    VENG- Leman dergisine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 4 kişi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

    Leman dergisinin 26 Haziran tarihli sayısında, Hazreti Muhammed’in tasvir edildiği karikatür gerekçesiyle saldırıların hedefi oldu. İktidar yetkililerinin de derginin yöneticilerini hedef alması üzerine “dini değerleri aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatılarak 4 kişi gözaltına alındı.

    Soruşturma kapsamında Leman Dergisi’nin yazı işleri müdürü Zafer Aknar, grafikeri Cebrail Okçu, karikatürün sahibi Doğan Pehlivan ve müessese müdürü Ali Yavuz gözaltına alındı. Hakkında gözaltı kararı verilen iki kişinin ise yurt dışında olduğu öğrenilmişti. Gözaltına alınan 4 kişi, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi.

    Savcılık ifadeleri  ardından Aknar, Okçu, Pehlivan ve Yavuz tutuklama istemiyle hakimliğe sevk edildi.

  • Sivas Madımak Katliamı 32. yılında

    Sivas Madımak Katliamı 32. yılında

    VENG- Sivas Madımak katliamının 32’nci yılına dair yapılan açıklamalarda, adaletin yerini bulması için katliamla yüzleşme çağrısı yapıldı.

    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Madımak Katliamı’nın 32’nci yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 32 yıl geçmesine rağmen adaletsizlik ve hukuksuzluğun devam ettiği belirtilerek, nefret suçunun üstünün örtülmek istenildiği kaydedildi. Açıklamada, aydın ve sanatçıları katleden karanlık zihniyetin aynı zamanda barış ve demokrasiyi hedef aldığı belirtilerek, halklar ve inançlar arasında husumetin körüklenmesine neden olduğu ifade edildi.

    YÜZLEŞME ÇAĞRISI

    Açıklamanım devamında şu ifadelere yer verildi: “Kirli hesaplar yapan bu anlayış, benzer planları Çorum ve Maraş’ta da hayata geçirmeye çalışmıştır. Katliamın üzerinden 32 yıl geçmesine rağmen hâlâ saldırganları koruyanlar, ödüllendirenler ve yargıya yön verenler iyi bilmeliler ki hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklar. Alevi katliamlarıyla empati kurmayan bir iktidarın demokratikleşmesinin mümkün olmayacağını beyan etmek isteriz. Alevi yurttaşlarımızın kimliğini hedef alan ve inancına saygı göstermeyen anlayış karşısında asla sessiz kalmayacağız, her türlü ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık talebini haykırmaya devam edeceğiz.

    Bu insanlık suçunu bir kez daha kınıyor, adaletin yerini bulması için katliamla yüzleşmesi gerektiğini vurguluyoruz. Yitirdiğimiz canlara söz veriyoruz; katliamın hesabını soracak, bu topraklara barış, demokrasi ve adaletin gelmesi için mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Katliamda kaybettiğimiz tüm canların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”

    HDK’DEN AÇIKLAMA

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), katliamı “Türkiye tarihinin kara lekesi” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Sivas Madımak Oteli’nde Pir Sultan Abdal Anmalarına katılan 33 aydın, sanatçı, yazar ve halktan insanın göz göre göre, devlet gözetiminde yakılarak katledildiği bu katliam, yalnızca bir topluluğa değil, insanlığın vicdanına, barışa bir arada yaşama iradesine ve demokrasiye yönelik bir saldırıdır” denildi.

    Aradan 32 yıl geçmesine rağmen faillerin hesap vermedikleri vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “HDK olarak Sivas Katliamı’nı bir kez daha lanetliyor, katledilenleri saygıyla anıyor ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. Sivas Katliamı, Roboski’den Cizre’ye, Suruç’tan Gezi’ye uzanan bir zulmün, devlet destekli şiddetin ve cezasızlığın bir halkasıdır. HDK olarak bu katliamların hesabını sormak, hakikati açığa çıkarmak ve toplumsal barışı inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

  • Ağrı İl Genel Meclisi kentteki usulsüzlükleri açıkladı

    Ağrı İl Genel Meclisi kentteki usulsüzlükleri açıkladı

    VENG- DEM Parti Ağrı İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresi’nde yapılan usulsüzlükleri açıklayarak, “Bunlara ortak olmayacağız. Halkın parasını peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz” diye kaydetti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı İl Genel Meclis üyeleri, İl Özel İdaresi’nde yaşanan usulsüzlükler ile vali Mustafa Koç ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erhan Tenekeci’nin kendilerine dönük tutumuna dair açıklama yaptı. İl Özel İdaresi binası önündeki açıklamaya, İl Genel Meclis Eşbaşkanları Melik Özmüş ve Keziban Özden ile diğer tüm üyeler katıldı.

    ‘KİMSE MECLİSİ YOK SAYAMAZ’

    İl Genel Meclisi Eşbaşkanı Melik Özmüş, seçimlerin üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen vali ve il özel idaresi genel sekreterinin çalışmalarda ortaklaşmaya gitmediğini söyledi. Valiliğe randevu talebinde bulunmalarına rağmen kendilerine dönüş yapılmadığını söyleyen Özmüş, “Kimsenin bu meclisi yok sayma gibi bir hakkı yoktur” dedi.

    ‘HİZMET GÖTÜRÜLMÜYOR’

    İl Özel İdaresi’nin bazı hizmetlerinde usulsüzlükler olduğunu ve kırsal kesimlere hizmet götürülmediğini aktaran Özmüş, “Daha önce olumlu raporu verilen termal tesis, şu an olumsuz rapor verilerek atıl duruma düşürülmüştür. Burada büyük bir kamu zararı söz konusudur. Bunun için gerekli çalışmalar yapıldı mı? Köylerin yol yapımında kullanılması gereken koruge ve buz boruları, bütçe ayrılmasına rağmen neden alınmıyor? Halkımız bu konuda büyük mağduriyet yaşamaktadır” diye konuştu.

    ‘GENEL SEKRETER YAKINLARINI İŞE ALDI’

    “Personel eksikliği” gerekçesiyle köylerdeki fosseptik çukurlarına çözüm bulunmadığını söyleyen Özmüş, “Birçok köyde sağlık sorunları baş göstermeye başladı. İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erhan Tenekeci, birçok yakınını işe almasına rağmen bunlar kanalda çalıştırılmıyor. Aslında hiçbiri herhangi bir işte bile çalıştırılmıyor. Eleşkirt ilçesi hariç bütün ilçelerimizde alt yapı, su ve yol sorunları mevcuttur” ifadelerini kullandı.

    Özmüş, şunları söyledi: “İl Özel İdare hayvan barınağını ihaleyle özel sektöre verdi. Ancak kırsal kesimlere hizmet götürmesi gereken bütün araçlar müteahhittin hizmetine sokulmuş. Araçlar, kırsal alana hizmet götürmediği için vatandaşlarımız mağdur durumda. Yine tarım ve hayvancılığa 30 milyon TL’lik bir bütçe ayrılmak isteniyor. Bizler bunun araştırmasını yaptık. Söz konusu alınacak ürünlerin 10 katı fazla para ayrıldığı için bunu reddettik. Biz hiçbir zaman hizmete karşı durmadık. Ama yapılan usulsüzlüklere karşı durmaya devam edeceğiz. Maliyetini bilmediğimiz her şeyi reddedeceğiz. Usulsüzlüklere ortak olmayacağız. Halkın parasını peşkeş çekilmesine izin vermeyeceğiz.” (Kaynak: MA)

  • HDK’den Leman açıklaması: İfade özgürlüğünü savunacağız

    HDK’den Leman açıklaması: İfade özgürlüğünü savunacağız

    VENG- HDK, yayımladığı bir karikatürle iktidar ve çevresinin hedefi olan Leman dergisin ilişkin “Yeni Madımak’lara, yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz. İfade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü ve halkların bir arada yaşama iradesini savunmaya devam edeceğiz” açıklaması yaptı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Hazreti Muhammed’in tasvirini yapan bir karikatürü yayınladığı iddiasıyla iktidar ve çevresinin hedefi haline gelen, çizerleri gözaltına alınan ve bürosu saldırıya uğrayan Leman dergisine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, saldırının Türkiye’nin demokratik değerlerine, ifade özgürlüğüne ve toplumsal barışa yönelik açık bir tehdit olduğu belirtildi. Açıklamada, “İBDA-C’ye yakınlığıyla bilinen Büyük Doğu Akıncıları Derneği’nin çağrısıyla toplanan grubun 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta gerçekleştirilen Madımak Katliamı’nın yıldönümü arifesinde, böylesi organize olabilmesinin devlet izni olmaksızın gerçekleşmesi mümkün değildir. Taksim; 1 Mayıs’ta işçilere, 8 Mart’ta kadınlara, Onur Yürüyüşü’nde LGBTİ+’lara ve barış talep edenlere yasaklanırken, linççi bir grubun ellerini kollarını sallayarak İstiklal Caddesi’nde toplanmasının engellenmemesi dikkatten kaçmamıştır. Nitekim Leman dergisi, karikatürün Hz. Muhammed’e yönelik olmadığını, İsrail tarafından öldürülen mazlum Filistin halkına destek olma amaçlı bir karikatür olduğunu açıklamasına rağmen şeriat ve katliam taleplerinin açıkça içerildiği girişimin devam etmesine izin verilmiştir” denildi.

    Görevlileri provokatif eylemlere karşı göreve davet edildiği açıklamada, “Halkların Demokratik Kongresi olarak, devlet erkânını ve güvenlik birimlerini, bu tür provokatif eylemlere karşı görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Yeni Madımak’lara, yeni katliamlara geçit vermeyeceğiz! İfade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü ve halkların bir arada yaşama iradesini savunmaya devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

  • Petrolün içme suyuna karıştığı köyde inceleme yapıldı

    Petrolün içme suyuna karıştığı köyde inceleme yapıldı

    VENG- Gabar’da çıkartılan petrolün köylülerin içme suyuna karışması sonrası, Şırnak Valiliğinin görevlendirdiği personeller köyde incelemelerde bulundu. Öte yandan İletişim Başkanlığı’nın 28 Haziran’da köye dair yaptığı açıklama da çöktü.

    Şırnak’ın Gabar Dağı’nda petrol araması adı altında devam eden ekolojik talan orman kıyımından sonra bölgedeki su kaynaklarını da bir bir yok ediyor.

    Gabar Dağı eteklerinde bulunan Şêxê Reş ve Ziron köylerinin kaynak sularına petrol karıştığı kirlendi ve kurumakla karşı karşıya kaldı. Köylülere 4 aydır Şırnak kent merkezinden tankerlerle su taşınırken, bu durumun kalıcı çözümü için köyün kadınları soluğu Şırnak Valiliğinin önünde aldı. Dün valilik önünde yapılan açıklamada kadınlar, içme sularına petrol karıştığını belirterek, sorunun çözülmesini talep etti.

    Yaşanan duruma tepki gösteren bir yurttaş, su sorununun kısa bir sürede çözülmemesi durumunda Meclis’e kadar gidip eylem yapacaklarını belirtti.

    VALİLİK PERSONELLERİ İNCELEME YAPTI

    Valilik kadınların protestosu sonrası köyde incelemelerde bulunmak için personel görevlendirdi. Köye giden personeller incelemelerde bulunurken, bu çerçevede hazırlanacak bir raporun valiliğe sunulacağı belirtildi. Valilik personellerinin su sorununun çözüleceğine dair köylülere söz verdiği öğrenildi.

    Önümüzdeki günlerde içme suyu için çalışmalara başlanacağı ileri sürüldü.

    İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NDAN İTİRAF GİBİ AÇIKLAMA

    “Petrol kuyuları yarım asırlık köyün kaynak sularını kuruttu” başlıklı haberimizden sonra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamada yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını iddia etmişti. Başkanlık aynı açıklamada, köydeki su sorunun kuraklık nedeniyle yaşandığını ileri sürerek, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) köylülerin su sorununu karşılamak için tankerlerle su taşıdığını belirtti.

     BAŞKANLIĞIN ‘SU YALANI’ ÇÖKTÜ

    Açıklamada, TPAO’nun, köylülerin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere Şırnak İl Özel İdaresi ile ortak bir çalışma başlattığı iddia edilerek, İl Özel İdaresi bu çalışmaya malzeme temin ederken, TPAO’nun yeni su kaynaklarından bölgeye yeni bir su hattı çekilmesi için işçilik desteği sunacağı kaydedildi. Devamında ise şu iddialara yer verildi: “Neticede Gabar Dağı eteklerindeki köylerde yaşanan su sıkıntısının, petrol arama çalışmalarından değil, bölgesel kuraklıktan kaynaklandığı ve TPAO’nun bu sorunun çözümü için aktif bir rol üstlendiği açıkça görülmektedir”.