Kategori: Manşet Haberler

  • Diyarbakır’daki Kefrun Kalesi’ne doğa yürüyüşü

    Diyarbakır’daki Kefrun Kalesi’ne doğa yürüyüşü

    VENG- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, “Doğada Kendini Bul” temasıyla 24 Mayıs’ta Kulp ilçesindeki Kefrun Kalesi’ne doğa yürüyüşü düzenleyecek.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, gençleri doğa ile bütünleştirmek, ekolojik bilinç oluşturmak, tarihi ve doğal yerlerinin keşfedilmesi sağlamak amacıyla Kulp Kefrun Kalesi’ne doğa yürüyüşü düzenleyecek. Etkinliğe Kulp Belediyesi de destek verecek.

    Kayıtlar Sümerpark’ta yapılacak

    24 Mayıs Cumartesi yapılacak doğa yürüyüşüne katılmak isteyen 18 yaş ve üzeri yurttaşlar, Sümerpark Ortak Yaşam Alanı’nda bulunan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na kayıt yapmaları yeterli olacak.

    Kayıtların ardından yurttaşlar, 24 Mayıs Cumartesi saat 08.00’da Sümerpark Ortak Yaşam Alanı’nda Büyükşehir Belediyesinin sağlayacağı servis araçlarıyla bölgeye hareket edecek.

    Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, “Doğada Kendini Bul” temasıyla daha önce Dicle ilçesine bağlı Değirmendere Mahallesi’nde doğa yürüyüşü düzenlemişti.

    Kefrun Kalesi ve Kefrun kayalıkları

    Diyarbakır, Muş ve Bingöl üçgeninde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kulp ilçesindeki tarihi Kefrun Kalesi ve Kefrun kayalıkları, doğal güzelliği ile keşfedilmeyi bekliyor. 700 yıllık geçmişi bulunan kale, 30 metrelik yüksekliği ve hakim bir yerde bulunması nedeniyle birçok medeniyet döneminde gözetleme merkezi olarak kullanılmış. Kale içinde ve çevresinde yaklaşık olarak 10 su sarnıcı ve yapı temelleri bulunuyor.

  • Belucistan’dan bağımsızlık ilanı

    Belucistan’dan bağımsızlık ilanı

    VENG- Belucistan, Pakistan’dan bağımsızlığını ilan ederek “Belucistan Cumhuriyeti”nin kurulduğunu duyurdu.

    Belucistan’ın, Pakistan’dan bağımsızlığını ilan ederek yeni bir egemen devletin kurulduğu belirtildi.  Belucistanlı liderler “Belucistan Cumhuriyeti”nin kurulduğunu duyurdu.

    Hindistan merkezli Times Algebra’nın paylaşımında, “Belucistan Cumhuriyeti ilan edildi!! Beluç liderler şimdi Hindistan Hükümeti’nden Yeni Delhi’de Beluç büyükelçiliği açılmasına izin vermesini istiyor. Ayrıca BM’nin Belucistan’a barış gücü göndermesi çağrısında bulunuyorlar. Beluç kadınlarına eşit haklar sağlayan bir geçiş hükümeti için planlar açıklandı” denildi.

    Yerel medyada yer alan haberlere göre de “Özgür Belucistan Hareketi” liderleri, bağımsızlık taleplerini kamuoyuna duyurarak Birleşmiş Milletler’den barışı koruma misyonu talebinde bulundular.

    Beluc lider Mir Yar Beluc, yaptığı açıklamada Belucistan’ın hiçbir zaman Pakistan’ın bir parçası olmadığını belirterek, Pakistan hükümetini hava bombardımanları, zorla kaybetmeler ve soykırım gibi suçlarla itham etmişti. Ayrıca, Hindistan’daki medya kuruluşlarından Beluçları “Pakistan’ın kendi halkı” olarak tanımlamamalarını talep etmişti.

    Beluc halkı, 1948’den bu yana Pakistan’a karşı sürdürdüğü direnişle, ulusal kimliklerini koruma mücadelesi veriyor.

  • Dünya Özbilgi’nin katiline ağırlaştırılmış müebbet hapis

    Dünya Özbilgi’nin katiline ağırlaştırılmış müebbet hapis

    VENG- Dünya Özbilgi’yi işkenceyle katleden Ahmet Özbilgi’nin yargılandığı davanın karar duruşmasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Urfa’nın Viranşehir ilçesinde evli olduğu Dünya Özbilgi’yi (33) işkenceyle katleden Ahmet Özbilgi’nin yargılandığı davanın karar duruşması, Viranşehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu fail Ahmet Özbilgi’nin Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmada, Dünya Özbilgi’nin ailesi, avukatı ve Riha Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukatlar hazır bulundu. Kimlik tespiti ardından başlayan duruşma, avukatların savunmalarıyla devam etti.

    Bir önceki duruşmada savcının sunduğu mütalaada, “Eşi kasten öldürme” suçundan ceza istenmişti. Ahmet Özbilgi’nin ek savunması alındı. Ardından avukatlar söz aldı.

    ‘TASARLAYARAK ÖLDÜRME’ SUÇUNDAN CEZA TALEBİ

    Dünya Özbilgi’nin aile avukatı Hüseyin Canşi, failin cinayeti “tasarlayarak” gerçekleştirdiğini belirterek, “Ancak iddianamede bu yer almıyor. Failin Dünya’nın ellerini ve ayaklarını bağladığını da görüyoruz. ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçunu da işlediği açıktır” dedi. Çocukların duruşmalarda ilk ifadelerini geri çektiğine dikkati çeken Canşi, çocukların yönlendirildiğini söyledi. Ardından savunma yapan aile avukatı Mehmet Ali Topkan da, mütalaanın “Tasarlayarak canavarca hisle eşi öldürmek” üzerinden kurulması gerektiğini vurguladı. Topkan, “Dünya, evlendiği ilk günden bu yana şiddete maruz kalıyordu. Çeşitli işkenceler gördü. Dünya çocuklarından ayrılmak istemediği için bu insanı kabul etmek zorunda kalıyor. Olay bir cinayettir ve tasarlayarak gelişmiştir” ifadelerini kullandı.

    AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI

    Son olarak söz alan failin avukatı, müvekkilinin suçsuz olduğunu iddia ederek, Dünya Özbilgi’nin aşı sebebiyle kalp krizi geçirmiş olabileceğini ileri sürdü.

    Savunmaların ardından duruşmaya veren mahkeme heyeti, fail hakkında “Eşe ve kadına yönelik kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme heyeti, cezada indirim uygulamadı.

    NE OLMUŞTU?

    Urfa’nın Viranşehir ilçesine bağlı Hürriyet Mahallesi’nde 9 Aralık 2023 tarihinde Ahmet Özbilgi, evli olduğu Dünya Özbilgi’yi zorla evin odasında alıkoyarak darp etti. Yaşananları gören çocukların komşularına haber vermesiyle Dünya Özbilgi ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.  Kaburga ve kollarında kırıklar oluşan Dünya Özbilgi, 3 kez beyin kanaması geçirdi. Fail Özbilgi, 10 Aralık 2023’te çocukların ve Dünya Özbilgi’nin ailesinin şikayetiyle hastanede gözaltına alındı. Kendisini “Bir tokat attım düştü” şeklinde savunan fail, çocukların ve akrabaları tarafından Dünya’nın katledildiği odada çekilen görüntüler gerekçe gösterilerek tutuklanarak, Siverek Cezaevi’ne gönderildi. Önce Viranşehir Devlet Hastanesi’ne buradan da kent merkezinde bulunan özel bir hastaneye sevk edilen Dünya Özbilgi ise, geçirdiği beyin kanaması sonucu 18 Aralık 2023’te yaşamını yitirdi.

     Hakkında “Eşi kasten öldürmek” suçuyla Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianame hazırlanan fail Özbilgi’nin iddianamesi Viranşehir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

  • Mardin’de yılın ilk buğday hasadı yapıldı

    Mardin’de yılın ilk buğday hasadı yapıldı

    VENG- Mardin’de yılın ilk buğday hasadı, Derik ilçesinde yapıldı. Kuraklığın yol açtığı verim düşüklüğü çiftçileri memnun etmedi. Çiftçiler TMO’nun fiyat belirlemesini beklediklerini belirtti.

    Bu yıl, yağış azlığı nedeniyle kurak bir mevsimin yaşandığı Mezopotamya Ovası’nda hasat dönemi başladı. Mardin’de geçtiğimiz gün ilk arpa hasadını yapan çiftçiler bugün de ilk buğday hasadını gerçekleştirdi. Derik ilçesine bağlı kırsal Remokê Mahallesi’nde çiftçi Mehmet Can Atasever’in 100 dönümlük arazisinde gerçekleştirildi. 100 dönümde 6 ton ürün elde eden çiftçi, ürününü Kızıltepe Hububat Merkezi’nde satışa sundu. Yapılan açık artırmada buğdayın tonu 17 bin TL’den alıcı buldu.

    Hububat Merkezi Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Şerif Öter, arpada olduğu gibi buğdayda da kuraklığın etkisini gördüklerini belirtirken, verimin düşük olduğunu çiftçinin umudunu sulu arazilerden elde edeceği ürüne bağladığını söyledi. Öter, aynı zamanda Toprak Mahsülleri Ofisi’nden (TMO) buğday fiyatlarını çiftçilerin maliyetlerini göz önünde bulundurarak, açıklamalarını beklediklerini söyledi.

    ‘ÇİFTÇİYİ MEMNUN EDECEK FİYAT AÇIKLANMALI’

    Konuya dair Kızıltepe Çiftçiler Derneği Başkanı Mikail Erbeyi de kısa bir açıklama yaptı. 14 Mayıs’ın Çiftçiler Günü olduğunu kaydeden Erbeyi, çiftçilerin taleplerinin görmezden gelinmesi nedeniyle Çiftçiler Günü’nü kutlamadıklarını belirterek, siyasi partilerin görüşme taleplerini de uygulanan politikalara karşı somut adım atılmaması nedeniyle kabul etmediklerini söyledi. Açıklanması gereken buğday fiyatının bu yıl da çiftçilerin maliyetleri dikkate alınmadan açıklanacağını düşündüklerini belirten Erbeyi, “Kuraklık bir taraftan maliyetler bir taraftan çiftçi artık belini doğrultamaz hale gelmiş. Bizim beklentimiz çiftçiyi memnun edecek bir fiyatın açıklanması yönündedir” ifadelerini kullandık.

  • Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesini istiyoruz

    Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesini istiyoruz

    VENG- Muş’ta konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Cumhuriyetin demokratikleşmesini istiyoruz. Cumhuriyet Kürt’ü de tanısın, Kürt’ü de eşit yurttaş olarak görsün” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Muş’ta “Tarımsal krize karşı çiftçilerle buluşuyoruz” programına katıldı. Muş Belediyesi konferans salonunda düzenlenen buluşmaya çok sayıda çiftinin yanı sıra sivil toplum örgütleri temsilcileri de katıldı.

    Bakırhan, Muş’un “Türklerle Kürtlerin kader birliği yaptığı” önemli bir merkezlerden biri olduğuna işaret etti. Bakırhan, “Bugün o kadim ortaklığın kurulduğu Malazgirt’e yakın bir yerde bir toplantı yapıyoruz. 1071’de kurduğumuz kader ortaklığı bin yıl sonra demokratik bir şekilde yeniden güncellenerek, bu kadim ortaklığın demokratik bir zemine kavuşması gerekiyor” dedi.

    DEM Parti olarak yeni sürecin başarıya ulaşması için hassas bir yaklaşım sergilediklerini ifade eden Bakırhan, “Yüreğimiz acı tutsa bile, kayyımlar atansa bile, binlerce arkadaşımız cezaevinde olsa bile bu süreç ilerlesin istiyoruz. Çünkü bu süreç cezaevlerini boşaltacak. Bu süreç yüreğimizdeki acıları soğutacak. Bu süreç başarıya ulaşırsa çiftçimiz, tarımla uğraşan arkadaşlarımız elektrik desteği alacak, gübre desteği alacak, mazot desteği alacak. Türkiye’nin bütçesi savaşa ve çatışmaya gitmeyecek. Onun için bu süreç DEM Parti ve AK Parti arasında yürüyen bir süreç değil. Bu süreç devlet ve hükümetle 86 milyon insan arasında yürüyen, kadim kardeşliği ve eşitliği sağlayacak bir süreçtir” dedi.

    LOZAN TARTIŞMALARINA DEĞİNDİ

    Bakırhan, şunları söyledi: “Bizler ortak geleceğimizi, Türkiye’nin barışını ve demokrasisini kurmaya çalışırken, her zaman olduğu gibi nifak tohumları da ekenler yok değil. Barıştan rahatsız olanlar da var. Hiçbirbirimizin çocuklarının yaşamını yitirmediği, annelerimizin dizlerinin bağı çözülmediği bir sürece itiraz edenler de var. Biz tarihi fırsat olan barışı tartışmaya çalışırken birileri çıkmış Lozan tartışılıyor, ‘devlet bölünecek, devlet battı, bitti’ diyor. Devleti batıran, bitiren cumhuriyeti yok eden bir anlayış yok. 100 yıl önce birlikte kurduğumuz cumhuriyetin demokratikleşmesini istiyoruz. 100 yıl önce beraber Çanakkale’de, Maraş’ta, Urfa’da dedelerimizin birlikte mücadele ederek emek verdikleri bu cumhuriyet Kürt’ü de tanısın, Kürt’ü eşit yurttaş olarak görsün, Kürt’e de kardeşi gibi yaklaşsın. Sakarya’da, Adapazarı’nda batıda yapmış olduğu yatırımların bir bölümünü bu yoksul Muş’un köylerinde de yapsın. Bulanık’a, Malazgirt’e de yapsın, Vartinis’e de yapsın. Ama bazıları gerçekten bundan rahatsız oluyor. Barış ve demokrasi bu ülkenin geleceği iken onu dinamitlemeye çalışıyor.”

    ‘KISIRDÖNGÜLERE HAPSOLMAYALIM’

    Bakırhan, “Bugün silahların sustuğu, barış ihtimalinin olduğu bir eşikte duruyoruz. Bu kutlu eşikte hala çatışmayı körükleyenler bilmelidir ki karşı çıktıkları eşitlik ve barış hukukudur. Bizler barış ve demokrasiye sahip çıkarak bu ülkenin ortak geleceğini kurmaya çalışırken, bazıları yapay gündemlerle bu barış sürecini akamete uğratmaya çalışıyor. Tarihi gelişmelere herkes kendi siyasi perspektifinden yaklaşabilir ve farklı yorumlar getirebilir ki bu gayet doğal. Asıl odaklanmamız gereken Türkiye’nin geleceği, kalıcı bir barış imkanı, cumhuriyetin demokratikleşmesi iken birileri başka şeyler yapmaya çalışıyor. Geçmişin kısır döngülerine artık hapsolmayalım. Bugün ve yarın için toplumsal kesimlerin kendini eşit ve özgür hissedeceği bir Türkiye’yi birlikte gelin inşa edelim” dedi.

    Bakırhan, şöyle devam etti: “Tarihsel bağlamlar üzerinden barış çabalarını sabote etmek, 100 yıllık paranoya ve korkuları Türkiye halkının önüne koymak ‘barış olmasın, insanlar ölsün’ demenin başka bir adıdır. Muşlular bunu bilmiyor mu? Muşlular kimin bu sürecin karşısında ne yaptığını anlamıyorlar mı? Bu süreci sabote etmeye çalışanlar Türkiye toplumunu, Kürtleri ne zannediyorlar? Bizler odağımızı kaybetmeyelim. Ayrıntılarla boşa vakit harcamayalım. Odağımız Kürt meselesinin barışçıl çözümüne imkan sunan silahsızlanmayı selametle gerçekleştirmek ve ülkemizi demokratik hukuk devleti yapmaktır. Bunun için bu süreci büyük bir sabırla, büyük bir mücadeleyle devam ettireceğiz. Her birimizin üzerine düşen asıl vazife barışı inşa etmek, kapsayıcı bir dil kurmak, toplumun hassasiyetlerine göre hareket etmektir. Herkesi kutuplaştırıcı söylemlerden uzak durmaya, sağduyulu bir dille bu süreci sahiplenmeye davet ediyorum.

    GEÇMİŞTEKİ HATALARI TEKRAR ETMEYELİM

    Dünya tekrar değişiyor. Yüz yıl önce Ortadoğu halklarına giydirilen o tekçi ve mezhepçi gömlek artık Ortadoğu halklarına dar geliyor. İktidarlar değişiyor, sistemler değişiyor. Çatışma ve kaos var. Türkiye de bu çatışma ve kaosun yaşandığı çemberin hemen yanı başında, kenarında duruyor. Dolayısıyla Türkiye’yi güçlü ve istikrarlı yapmanın yolu cumhuriyeti demokratikleştirmek, Kürt meselesini demokratik yollarla çözmek, geçmişteki hataları tekrar etmemektir.

    Kürt’ün diline, kimliğine ve inancına uygun, aidiyet duygularıyla bağlı olduğu sistem inşa edilmeli. Eğer barışı gerçekleştirebilirsek tarımı, üretimi, istihdamı, bereketi ve bolluğu kendi coğrafyamıza getirebiliriz. Çatışmalı ortam hepimize açlık ve yoksulluk getirdi. Ekonomide kriz getirdi. Çatışmalı süreç bizden alınan vergilerin silaha, topa ve tüfeğe gitmesine sebebiyet verdi. 40 yıllık çatışmalı süreç Türkiye’nin 2-3 milyar dolarını emdi. Eğer bugün emekliler 12-14 bin lira alıyorsa bu çatışmalı süreçten dolayıdır. Eğer 22 bin lira asgari ücretle insanla ev kiralarını bile ödeyemeyecek şekilde perişan halde yaşıyorsa bu çatışmalı süreç sebebiyledir. Çatışmaya giden milyar dolarları çiftçiye ve emekçiye, ezilenlere ve yoksullara hizmet olarak göndermek hepimizin boynunun borcudur.”

    ÇİFTÇİLERİN SORUNLARINA DEĞİNDİ

    Bakırhan, konuşmasının devamında çiftçilerin yaşadıkları sorunlara değindi. Bakırhan, “Eti bugün pahalıya yiyorsak ya da yiyemiyorsak bir sebebi de bu ithalat politikalarıdır. Çiftçi kazanamadığı için geçinemiyor, geçinemediği için köyünü terk ediyor. Devlet 3-5 tane sermayedara para kazandırmak için Brezilyadan, Arjantin’den angus ihraç ediyor. Tarım ülkesi olan Türkiye 9 milyon ton buğday ithal ediyor. Savaştaki Ukrayna bile Türkiye’ye buğday satıyorsa durup düşünmek lazım. Hükümet bu yanlışlığı bakan değiştirerek düzeltemeye çalışıyor. Kaç tane bakan değiştirdin ama hiçbiri bu krizi engelleyemedi. Mesele bakan değil, zihniyet değiştirmektir. Mesele bakan değiştirmek değil, çiftçiyi desteklemektir. Çiftçinin gübresini, mazotunu, elektriğini sübvanse etmektir” diye konuştu. 

    “Barışı da getireceğiz, dağlarımız ve ovalarımızdaki o yasakları da kaldıracağız” diyen Bakırhan, “Cıvıl cıvıl köylerimizde üreten zenginleşen çiftçilerimizle birlikte demokratik ve barışçıl bir Türkiye’de hep birlikte yaşayacağız. O günler uzak değil. Buradan iktidara çağrımızdır; artık bu politikalardan vazgeçin. Kürt’ü göçerterek, yoksullaştırarak, kentinden ve toprağından uzaklaştırarak, metropollerde ucuz iş gücü yaparak buraya kadar geldiniz. Bu politikadan demek ki artık sonuç alınamıyor. O zaman iktidar olarak Muş’un söylemiş olduğu taleplere uygun hareket edin. Hayvancılık var, süt fabrikası özelleştiriliyor. Besicilik var, et kombinası kapatılıyor. Şeker fabrikası var, özelleştiriliyor. Sen çiftçiyi destekleyeceksin ki çiftçi de ürün eksin, ürün yetiştirsin. Sen dışarıdan ithal etme” diye konuştu.

    ‘ELLERİNDEN SİLAHI ALIN, ÇOBANLIK YAPSINLAR’

    Bakırhan, şunları belirtti: “1990’da Muş’ta bir milyon 800 bin küçükbaş hayvan varmış. 2025 yılındayız neredeyse yarısının altına düşmüş. Topa ve tüfeğe ayırdığını tarıma ve hayvancılığa niye ayırmıyorsunuz? İthalattan vazgeçilmeli, çiftçi desteklenmeli, aşılar kesinlikle ücretsiz olmalı, uzun vadeli çiftçilere kredi sağlanmalıdır. AKP döneminde sermayeye sağlanan olanaklar çiftçiye küçük ölçekli üreticiye de sağlanmalıdır. Korucu arkadaşlar işsiz kalmayacak; elindeki silahı al, ver sopayı, köyde hayvan baksın. Daha onurlu bir görevdir, köylüsünü ezmek yerine kendi insanına silah çekme yerine hayvanları gütsünler.

    MİTİNG DÜZENLENECEK

    Şeker pancarında kesinlikle kota kaldırılmalıdır. Şeker pancarında kota kaldırılsın diye büyük bir miting yapacağımızın sözünü veriyoruz. Tek gündemimiz bu olacak. Amerika’dan sigara ithal edeceğine, oradaki büyük firmalara para kazandıracağına bırak Muşlu küçük çiftçi üretsin. Şeker fabrikası gibi özelleştirilen fabrikaları tekrar bu bölgelerde hayata geçirilmesinin mücadelesini vereceğiz.”

  • Diyarbakır’daki medya çalıştayında şiddet dili ele alındı

    Diyarbakır’daki medya çalıştayında şiddet dili ele alındı

    VENG- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla ulusal ve yerel basın temsilcilerinin katılımıyla Medya Çalıştayı düzenledi.

    Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde Medya Çalıştayı düzenledi. Programa, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanı İsmail Değirmenci, yerel ve ulusal basın temsilcileri katıldı.

    Çalıştayın moderatörlüğünü Sinan Ok yaparken, konuşmacı olarak Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Engelliler Komisyonu Eşsözcüsü Hatice Betül Çelebi yer aldı. Çalıştayda, medyada engelliler, şiddet dili ve sağlamcılık konuları ele alındı.

    ‘Medyayla ortaklaşılmış bir çalışma hiçbir yerde yapılmadı’

    Açılış konuşmasında söz alan Çelebi, engelliler için toplumsal dönüşüm adına hep birlikte tarihe kayıt düşen bir iş yaptıklarını söyledi. Programın önemli olduğunu vurgulayan Çelebi, şöyle konuştu: “Açıkçası bu çalıştay gurur verici, çünkü şu ana kadar bu konuya, politikalara ilişkin medyayla ortaklaşılmış bir çalışma hiçbir yerde yapılmadı. Bunu Amed’de başlatıyor olmanın gururu içerisindeyiz. Engellilik meselesi nedir? Bunun üzerinden bakış açımızı size sunmaya çalışacağım.”

    ‘Engellilik haklar meselesidir’

    “Engellilik meselesi bir sevgi meselesi değil, haklar meselesidir” diyen Çelebi, “Genellikle toplumumuzun üzerine çökmüş ağırlaştırılan bir ön yargı var. Böyle gelmiş, böyle gitmesin. Şu an çağrımız tüm Türkiye ve hepimiz için. Aynı zamanda türcü, ırkçı, sağlamcı olan bu zehirli dili değiştirelim. Önce bu zehirli dili sonra zihinlerimizi değiştirelim” dedi.

    Çelebinin konuşmasının ardından moderatör Ok, medyada engelliler ile yapılan haberlerin yer aldığı bir sunum gerçekleştirdi.

    Çalıştay, katılımcıların soru, görüş ve önerilerini dile getirmesi ile sürdü.

  • DEM Parti’den Adalet Bakanı Tunç’a ‘umut hakkı’ yanıtı

    DEM Parti’den Adalet Bakanı Tunç’a ‘umut hakkı’ yanıtı

    VENG- DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Adalet Bakanlı Yılmaz Tunç’un “umut hakkı” sözlerine dair “Üslubunuz bu süreçte ihtiyacımız olan yapıcı dilden uzak, ne yazık ki zehirleyici bir etki yaratıyor. Hukuka ve demokratik uzlaşıya ihtiyacımız var” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un “umut hakkı” açıklamalarına tepki gösterdi. Bakan Tunç, gazetecilerin “umut hakkı” sorusuna dair “Böyle bir durum da görüşme de yok” yanıtı verdi.

    DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, sanal medya hesabından Tunç’un açıklamalarını alıntılayarak, üslubunu eleştirdi. Ayşegül Doğan, “Sayın Bakan, Umut hakkı tartışmasından bağımsız; üslubunuz bu süreçte ihtiyacımız olan yapıcı dilden uzak, ne yazık ki zehirleyici bir etki yaratıyor. Toplum olarak beklentimiz; temsil gücünüzü adaleti tesis etmek için kullanmanız. Polemiğe değil, hukuka ve demokratik uzlaşıya ihtiyacımız var” diye kaydetti.

  • Hastanelerdeki randevu krizini Diyarbakırlı vekil Meclis gündemine taşıdı

    Hastanelerdeki randevu krizini Diyarbakırlı vekil Meclis gündemine taşıdı

    VENG- DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, hastanelerde yaşanan randevu krizini Meclis gündemine taşıdı. Çelenk, Meclise sunduğu önergede “Yurttaşlar, kamu hastanelerinde randevu bulamadıkları için özel hastanelere yüksek ücretler ödemek zorunda kalıyor.” İfadelerini kullandı.

    DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, yurttaşların kamu hastanelerinden randevu alamamasını ve sağlık sisteminde yaşanan krizi Meclis gündemine taşıdı.

    Çelenk, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesinde “Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ağır eşitsizlik, yurttaşların sağlık hakkını açıkça ihlal ediyor. Kamu hastanelerinde randevu bulamayan yurttaşlar, özel hastanelere yüksek ücretler ödemek zorunda kalıyor” dedi.

    Yurttaşlar randevu almak için aylarca uğraşıyor

    Türkiye’de MHRS ve 182 üzerinden talep edilen randevular günler, hatta haftalar sonrasına veriliyor. Devlet hastanelerinde yalnızca muayene için değil, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), ultrason ve fizik tedavi gibi tetkik ve tedavi hizmetleri için de uzun süre beklemek zorunda kalınıyor. Çelenk, derin yoksulluk koşullarında yaşam mücadelesi veren yurttaşların, sağlık hizmetlerine erişime maddi gücünün olmadığını belirtti.

    “Yurttaşlar hastane önlerinde feveran ediyor”

    Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun birkaç ay önce sarf ettiği “Dünyanın en yaygın ve en iyi sağlık hizmetini veriyoruz. Kovid ve deprem gibi afetlerde bunu ispatladık” sözlerini hatırlatan Sevilay Çelenk, “Yurttaşların hastane önlerindeki feveranı bu sözleri maalesef doğrulamıyor. Önceki gün tek başına hastaneye giden ileri yaştaki bir kadın hastanın, bir ay sonrasına verilen randevu nedeniyle adeta olduğu yere yığılarak, ‘Ben nasıl dayanacağım. Ben ister miyim böyle olmayı? sözleriyle isyan etmesi de bu gerçeği yeniden gözler önüne serdi” dedi.

    Hekim açığı krizi derinleştiriyor

    Sağlık sisteminde yaşanan krizin hekim açığı nedeniyle daha da derinleştiğini belirten Sevilay Çelenk, sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için hekim sayısının yükseltilmesi gerektiğini, ancak siyasi iktidarın sağlık politikaları nedeniyle hekimlerin yurt dışına göç ettiğini söyledi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) verilerine göre, 2021 yılında 1.405, 2022 yılında 2.685, 2023 yılında 3.025 ve 2024 yılında 2.692 hekim “İyi Hal Belgesi” alarak yurt dışında çalışmak üzere başvurdu.

    Yurttaşların şikayetleri artıyor: “ Parası olmayan aileler çocuklarını özel hastaneye götüremiyor”

    Sevilay Çelenk, “Şikayetvar” adlı platformuna randevu hakkında yalnızca iki gün içinde yazılan şikayetlerden bazılarına da soru önergesinde yer verdi:

    • “İki aydır el cerrahisi randevusu alamıyorum. Ortopedi, el cerrahisine gitmemi söyledi ancak randevu bulamıyorum. İstanbul, Tekirdağ, Erzurum, Bursa gibi farklı şehirlerde de denedim, fakat hepsinde aynı sorunla karşılaşıyorum. E-Nabız üzerinden de randevu alamıyorum.”
    • “Yıl 2025 oldu, insanlar hastalanmaya bile korkuyor. Çocuğum için KBB bölümünden randevu almak istiyorum, ancak tüm randevular dolu. Daha önce de hangi bölüme başvurduysam hep dolu dendi. İnsanlar ölünce mi bakılacak? İki haftalık randevular nasıl tamamen dolu olabilir? Bu sistemi ve bu düzeni şikayet ediyorum. Yaşamaya çalışmaktan bıktık artık.”
    • “Yaklaşık bir aydır MHRS üzerinden cildiye (dermatoloji) bölümüne randevu almaya çalışıyorum. Gece yarısı, sabah erken saatlerde ve gün içinde defalarca denememe rağmen hiçbir hastanede boş randevu bulamıyorum.”
    • “Ne 182’den ne de MHRS’den çocuk diş hekimi için randevu alabiliyoruz. Parası olmayan aileler çocuklarını özel hastaneye götüremiyor. Neden randevu sistemi hiç açılmıyor? Diyelim ki bir kere zorla randevu alabildik. Birkaç kez gitmek gerektiğinde tekrar randevu almaya çalışıyoruz ama sistem açılmıyor. Bu nasıl bir sistem? Acilen çocuk diş hekimliği randevu sistemine bir çözüm bulunmalı.”
    • “MHRS üzerinden Sultanbeyli Çocuk Diş Polikliniği’nden hiçbir şekilde randevu alamıyorum. Randevular saat 10.00’da yenileniyor ama bu saatte 15 gün sonrasına randevu almaya çalışmama rağmen başarılı olamıyorum. Aylardır MHRS sisteminden randevu alamıyorum.”

    Sevilay Çelenk, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun yanıtlaması istemiyle Meclis’e sunduğu soru önergesinde şu soruları yöneltti:

    • Türkiye genelinde Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ve 182 üzerinden günler ve haftalar sonrasına randevu verilmesinin temel nedeni nedir? Bakanlığınızın bu soruna ilişkin tespitleri ve çözüm önerileri nelerdir?
    • 2025 yılının ilk üç ayında randevu bulamadığı için “talep oluştur” seçeneğini kullanan yurttaş sayısı kaçtır? Talep oluşturan yurttaşlardan kaçı daha sonra randevu alabilmiştir?
    • Bazı branşlarda ve hastanelerde yalnızca aylar sonrasına randevu ve tetkik verildiği görülmektedir. Bu sorunun en yoğun yaşandığı iller ve branşlar hangileridir? Bakanlığınız bu konuda herhangi bir veri toplama çalışması yürütmekte midir?
    • Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan bu kriz dikkate alındığında, devlet hastanelerinde randevu ve tetkik hizmetlerindeki bekleme sürelerini azaltmak için hangi somut adımlar atılması planlanmaktadır?
    • Hekim göçünün önüne geçebilmek ve kamu sağlık hizmetlerindeki hekim açığını giderebilmek için Bakanlığınızca 2025 yılı itibarıyla yürürlüğe konulan veya planlanan herhangi bir teşvik, iyileştirme ya da koruma programı bulunmakta mıdır?
    • Bakanlığınıza son bir yıl içerisinde randevu alamamaya ilişkin kaç şikayet ulaşmıştır? Bu şikayetlerin il ve branş bazında dağılımı nedir? Şikayetlerin giderilmesine yönelik olarak Bakanlığınızca yürütülen çalışmalar nelerdir?
  • Ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,11, en yüksek olduğu il ise Şırnak

    Ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,11, en yüksek olduğu il ise Şırnak

    VENG- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı İstatistiklerle Aile verilerini paylaştı. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün, azalma eğilimi göstererek 2024 yılında 3,11 kişiye düştüğü görüldü.

    Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçları açıklandı. Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün, azalma eğilimi göstererek 2024 yılında 3,11 kişiye düştüğü görüldü.

    Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il Şırnak oldu

    Türkiye’de 2024 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 4,85 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 4,63 kişi ile Şanlıurfa ve 4,50 kişi ile Batman izledi. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en düşük olduğu iller ise 2,53 kişi ile Giresun ve Çanakkale oldu. Bu illeri, 2,55 kişi ile Tunceli ve 2,59 kişi ile Eskişehir izledi.

    Tek kişilik hanehalklarının oranı arttı

    ADNKS sonuçlarına göre, 2016 yılında yüzde 14,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranının 2024 yılında yüzde 20’ye yükseldiği görüldü.

    Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 13,3 oldu

    Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hanehalklarının oranı, 2016 yılında yüzde 66,4 iken 2024 yılında yüzde 63,5’e geriledi. Diğer yandan, geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının oranı 2016 yılında yüzde 16,3 iken 2024 yılında yüzde 13,3’e düştü.

    Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranı yüzde 3,2 oldu

    Aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertleri içeren; diğer bir ifadeyle çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranı 2016 yılında yüzde 2,4 iken 2024 yılında yüzde 3,2’ye yükseldi.

    Tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Gümüşhane oldu

    İllere göre hanehalkı tipleri incelendiğinde, 2024 yılında tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 31,7 ile Gümüşhane olduğu görüldü. Gümüşhane ilini yüzde 29,8 ile Tunceli ve yüzde 29,7 ile Giresun izledi. Diğer yandan tek kişilik hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 11,1 ile Batman oldu. Bu ili yüzde 11,9 ile Van ve yüzde 12,3 ile Diyarbakır izledi.

    Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Gaziantep oldu

    Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2024 yılında yüzde 71,4 ile Gaziantep oldu. Gaziantep ilini yüzde 70,8 ile Şanlıurfa ve yüzde 70,7 ile Diyarbakır takip etti. Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 50,5 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 51,9 ile Gümüşhane ve yüzde 54,1 ile Artvin izledi.

    Hanehalklarının yüzde 10,9’unu tek ebeveyn ve çocukları oluşturdu

    Türkiye’de 2024 yılında toplam hanehalklarının yüzde 10,9’unu tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalkları oluşturdu. Toplam hanehalklarının yüzde 2,6’sını baba ve çocuklardan oluşan, yüzde 8,4’ünü ise anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oluşturduğu görüldü.

    Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Bingöl oldu

    Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2024 yılında yüzde 13,5 ile Bingöl oldu. Bu ili, yüzde 13,4 ile Elazığ ve yüzde 13,1 ile Adana illeri izledi. Bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 8 ile Ardahan, yüzde 8,5 ile Yozgat ve yüzde 8,6 ile Burdur, Kars ve Bitlis oldu.

    Toplam hanehalkları içinde anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 10,6 ile Bingöl, yüzde 10,3 ile Elazığ ve yüzde 10,1 ile Adana olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 5,4 ile Ardahan, yüzde 6,3 ile Yozgat ve Burdur oldu.

    Diğer yandan, baba ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 3,9 ile Kilis, yüzde 3,7 ile Malatya ve yüzde 3,3 ile Hatay olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise sırasıyla yüzde 2 ile Nevşehir ve Sinop, yüzde 2,1 ile Şırnak, Erzurum ve Bitlis oldu.

    Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Hakkari oldu

    Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2024 yılında yüzde 20,3 ile Hakkari oldu. Hakkari ilini yüzde 18,7 ile Batman, yüzde 17,9 ile Bartın izledi. Bu oranının en düşük olduğu il ise yüzde 9,2 ile Eskişehir oldu. Eskişehir ilini yüzde 10,1 ile Ankara ve Çanakkale izledi.

    Türkiye’de 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranı yüzde 42,8 oldu

    ADNKS sonuçlarına göre 2024 yılında toplam hanehalkı sayısı 26 milyon 599 bin 261 oldu. Hanelerin yüzde 42,8’inde 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü. Bu hanelerin illere göre dağılımı incelendiğinde, 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hanehalkı oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 68,5 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu ilin yüzde 28,2 ile Tunceli olduğu görüldü.

    Hanelerin yüzde 19’unda 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 14,6’sında iki çocuk, yüzde 6’sında üç çocuk, yüzde 2’sinde dört çocuk, yüzde 1,1’inde ise beş ve daha fazla çocuk bulunduğu görüldü.

    Yaklaşık her 4 haneden birinde en az bir yaşlı fert bulunduğu görüldü

    Türkiye’de 2024 yılında toplam 26 milyon 599 bin 261 haneden 6 milyon 726 bin 583’ünde yaşlı nüfus olarak tanımlanan, 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu görüldü. Diğer bir ifadeyle, hanelerin yüzde 25,3’ünde en az bir yaşlı fert yaşadığı görüldü. En az bir yaşlı fert bulunan 6 milyon 726 bin 583 hanenin 1 milyon 750 bin 900’ünü tek başına yaşayan yaşlı fertler oluşturdu.

    Yaş grubu 25-29 olup hiç evlenmeyenlerin yüzde 72,6’sının ebeveynleri ile yaşadığı görüldü

    ADNKS sonuçlarına göre 2024 yılında, 25-29 yaş grubunda ve hiç evlenmemiş olan 3 milyon 374 bin 686 kişiden 2 milyon 450 bin 869 kişinin anne ve/veya babası ile birlikte yaşadığı görüldü. Diğer bir ifadeyle, 25-29 yaş grubunda hiç evlenmemiş olup ebeveynleri ile yaşayanların oranı toplamda yüzde 72,6 oldu. Bu oranın yüzde 44,8’ini erkekler, yüzde 27,9’unu ise kadınlar oluşturdu.

    Toplam resmi evlilikler içinde son evliliğinde akraba evliliği yapanların oranı yüzde 8,1 oldu

    ADNKS sonuçlarına göre, 2024 yılında toplam resmi evlilikler içinde, son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış bireylerin oranı yüzde 8,1 oldu. Akraba evlilikleri akrabalık türüne göre incelendiğinde, akraba evliliği yapmış bireylerin yüzde 46,4’ünün hala/dayı çocukları ile yüzde 27,2’sinin amca çocukları ile ve yüzde 26,4’ünün ise teyze çocukları ile evli olduğu görüldü.

    Akrabasıyla evli olan bireylerin en fazla olduğu il Mardin oldu

    Toplam resmi evlenmeler içindeki akraba evlilikleri illere göre incelendiğinde, 2024 yılında toplam evli bireyler içinde son evliliğinde akraba evliliği yapmış bireylerin oranının en fazla olduğu il yüzde 19,9 ile Mardin oldu. Bu ili yüzde 18,7 ile Şanlıurfa ve yüzde 16,7 ile Siirt izledi. Akraba evliliği yapmış bireylerin oranının en az olduğu il ise yüzde 1,2 ile Edirne oldu. Bu ili yüzde 1,5 ile Kırklareli ve yüzde 2 ile Çanakkale izledi.

    Akraba evliliği oranı 2024 yılında yüzde 3,3 oldu

    Evlenme istatistikleri sonuçlarına göre, 2010 yılında gerçekleşen resmi evlenmelerin yüzde 5,9’unun akraba evliliği olduğu ve bu oranın sonraki yıllarda sürekli düşüş göstererek 2019 yılında yüzde 4, 2024 yılında ise yüzde 3,3 olduğu görüldü.

    Akraba evliliği oranının en yüksek olduğu il yüzde 16,9 ile Şanlıurfa oldu

    Akraba evliliği oranı illere göre incelendiğinde, 2024 yılında akraba evliliği oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 16,9 ile Şanlıurfa olduğu görüldü. Bu ili, yüzde 12,6 ile Siirt ve yüzde 12,4 ile Mardin izledi. Akraba evliliği oranının en düşük olduğu il yüzde 0,2 ile Artvin oldu. Bu ili yüzde 0,5 ile Kırklareli ve Edirne izledi.

    Bireylerin mutluluk kaynağı aileleri oldu

    Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2024 sonuçlarına göre bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde, kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 72,9 olurken, bunu sırasıyla yüzde 13,2 ile çocukları, yüzde 4,2 ile kendisi, yüzde 3,4 ile eşi, yüzde 3 ile anne/babası ve yüzde 1,9 ile torunları takip etti.

    Babası vefat etmiş çocukların sayısı 258 bin 515 oldu

    ADNKS sonuçlarına göre, 2024 yılında Türkiye’de toplam 21 milyon 817 bin 61 çocuk içinde, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısının 5 bin 276, babası vefat etmiş çocuk sayısının 258 bin 515, annesi vefat etmiş çocuk sayısının ise 81 bin 373 olduğu görüldü.

    Cinsiyete göre incelendiğinde, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 740, kız çocuk sayısının 2 bin 536, babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 132 bin 301, kız çocuk sayısının 126 bin 214, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 41 bin 500, kız çocuk sayısının 39 bin 873 olduğu görüldü.

    Koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 10 bin 430 oldu

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2024 yılında Türkiye genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısının 15 bin 135 olduğu görüldü. Mevcut koruyucu aile sayısı 8 bin 719, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı ise 10 bin 430 oldu. Evlat edindirilen çocuk sayısı 2024 yılında 589 oldu.

    Son bir yıl içindeki boşanma olaylarından 186 bin 536 çocuk etkilendi

    Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2024 yılında 187 bin 343 çift boşanırken 186 bin 536 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Çocukların velayetinin yüzde 74,4’ü anneye, yüzde 25,6’sı babaya verildi.

    Taşınabilir bilgisayar bulunan hanelerin oranı yüzde 45,2 oldu

    Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, evden İnternete erişim imkânına sahip olan hanelerin oranı 2004 yılında yüzde 7 iken 2024 yılında bu oran yüzde 96,4 oldu. Diğer yandan hanelerde dizüstü, tablet, netbook gibi taşınabilir bilgisayar bulunma oranı yüzde 0,9’dan yüzde 45,2’ye, cep telefonu/akıllı telefon bulunma oranı yüzde 53,7’den yüzde 99,6’ya yükseldi.

    Geniş ailelerin yüzde 26,9’unun yoksulluk sınırının altında yaşadığı görüldü

    Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen sınıra göre yoksulluk oranı 2024 yılında yüzde 21,2 olarak gerçekleşti.

    Hanehalkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek kişilik hanehalklarının yüzde 11,7’sinin, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yüzde 20,9’unun, geniş ailelerden oluşan hanehalklarının yüzde 26,9’unun, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının ise yüzde 15,3’ünün yoksulluk sınırının altında yaşadığı gözlendi.

    Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 56,1 oldu

    Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, 2024 yılında konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, fertlerin yüzde 56,1’inin oturduğu konutun sahibi olduğu, yüzde 28’inin ise kiracı olduğu görüldü. Lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9 olurken kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15 olarak gerçekleşti.

    Sızdıran çatı, nemli duvar, çürümüş pencere çerçevesi en önemli konut ve çevre sorunu oldu

    Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre; 2024 yılında nüfusun yüzde 31,3’ü konutunda sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb. sorunla karşılaştı.

    Nüfusun yüzde 30,2’si izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşarken, yüzde 21,7’si trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadı.

  • Amedspor o futbolcu ile yollarını ayırdı

    Amedspor o futbolcu ile yollarını ayırdı

    VENG- Amedspor Kulübü Profesyonel Futbol A Takımı oyuncularından Charly Keita ile karşılıklı anlaşarak yollarını ayırdığını duyurdu.

    Amedspor Charly Keita ile yollarını ayırdı.

    Amedspor’dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Başarılar Charly Keita!

    Profesyonel Futbol A Takımı oyuncularımızdan Charly Keita ile yapılan görüşmeler sonucunda, karşılıklı anlaşma sağlanarak yollarımız ayrılmıştır.

    Charly Keita’ya kulübümüze sağladığı katkılar ve sözleşme fesih sürecindeki kolaylıkları için teşekkür eder, kariyerinin geri kalanında başarılar dileriz.”