Kirvelik, Kürt toplumunda biyolojik akrabalık üretmeyen fakat biyolojik akrabalık kadar güçlü kabul edilen sembolik akrabalık kurumlarından biridir. Bu kurum, sünnet ritüelinden çok daha eski toplumsal ilişkileri düzenleyen, kan davasını önleyen, farklı inanç topluluklarını birbirine yaklaştıran ve nesiller boyunca devam eden hukuksal sonuçlar doğuran sosyal bir organizasyondur. Kirveliğin başlangıcını belirleyecek yazılı bir belge bulunmamaktadır, ancak kurumun semavi dinlerden daha eski olduğu yönündeki görüşler antropoloji literatüründe tartışılmaktadır.
Kirvelik kurumu yalnızca iki bireyi değil, iki aileyi hatta iki aşireti birbirine bağlayan sosyal sözleşmedir. Bu sözleşmenin en önemli sonucu evlilik yasağıdır. Kirve aileleri arasında kuşaklar boyunca evlilik yapılmaz. Bu yasak biyolojik akrabalık bulunmamasına rağmen gerçek kardeşlik kadar güçlü kabul edilir. Modern devlet yasalarında bulunmayan bu yasak, yüzyıllar boyunca toplum tarafından gönüllü olarak uygulanmış ve büyük ölçüde korunmuştur.
Kirveliğin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise dinler arası ilişkilerde oynadığı roldür. Osmanlı döneminde Kürt Müslümanlarla Ermeni, Süryani ve Keldani Hristiyan toplulukları arasında çok sayıda kirvelik ilişkisi kurulmuştur. Bu durum özellikle XX. yüzyılın başlarına kadar Kürdistan’ın her parçasında oldukça yaygındı. Kirveler birbirlerinin evlerine haber vermeden gidebilirdi, mallarını emanet bırakabilirdi, zor zamanlarda birbirlerini koruyabilirdi.
