İran’ın farklı coğrafyalarında yaşayan Kürtler ve Beluçlar, ortak bir tarih ve kültüre sahiptirler. Bu ortaklık, Aryan halklarının destan kahramanı Rüstem’in gölgesinin Kürtistan dağlarına değil, Zabulistan’ın rüzgârlı çöllerine düşmesiyle başlar. İran’ın doğu ile batı aksı arasında örülen Kürt-Beluç ilişkisi, tarihin ve destanların derinliklerinde kök salmış bir müşterek hafızadan beslenir.

Kürt-Beluç ilişkilerinin tarihi derinliği, doğruluğu tartışılmalı olan Kürdgilnamek adlı eserin omuzlarına yüklenemeyecek kadar köklü ve geniştir. Sistan ve Beluçistan’ın tarihi, Kürtlerin doğu İran coğrafyasındaki varlığı ve bu coğrafyanın Beluç, Zabulî ve Biraxoyi gibi halklarla kurduğu münasebetler, birçok İslami ve İrani kaynakta karşımıza çıkmaktadır.

Kerman şehri, iki halk arasındaki tarihi temasların önemli duraklarından biridir. Kerman, Zagros’un doğusundan daha doğuya giden Kürtlerin ve doğudan gelen kervanların kullandığı bir güzergâhtır. Manevi yolların da bu alışverişte rolü büyüktür. Cibâl’den Horasan’a çıkan, Horasan’dan Sistan’a inen geniş tasavvuf geleneği, Sistan ve Sind havzasından gelen irfan damarlarıyla burada buluşmuştur.

Kürt-Beluç tasavvuf cephesinin en dikkat çekici simalarından biri, annesi Şebankâre Kürtlerinden kabul edilen Şah Nimetullah-ı Velî’dir. Onun hâlen Yaresan Kürtleri ile Haksariyye Kürt dervişleri arasında yaşatılan geleneği, Kürt-Beluç sufiliğinin çarpıcı örneklerindendir. Bugün Mahabad ile Zahedan arasında hissedilen tarihi yakınlığın kaynağını yalnızca modern siyasette aramamak gerekir. Bu iki halkı birbirine yaklaştıran güçlü bağlardan birisi de müşterek kimliğe sahip dervişlerin yürüdüğü yollarla ortak hafızanın yaşatıldığı menkıbe ve makberelerdir.