Türkiye’de çözüm süreci tartışmaları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak yasal çerçeve’ çıkışı ile yeni bir evreye girdi. Meclis’in Temmuz ayı sonunda tatile girmesinden önce yasalaşması beklenen bu düzenleme, hem silah bırakan PKK’lilerin geleceği hem de sürecin kalıcılığı açısından hayati bir önem taşıyor.
DEM Parti Antalya Milletvekili ve TBMM bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi Saruhan Oluç, sürece dair kritik değerlendirmelerini yaptı. Oluç, siyasetin niyet okumakla değil, pratik ve somut adımlarla yürüyeceğini vurgulayarak, henüz bir yasal zemin yokken silahların bırakılmasını beklemenin gerçekçi olmadığını savundu.
Kürt meselesinin nihai çözümünün anayasal bir çerçeve gerektirdiğini belirten Saruhan Oluç, haklar konusundaki ayrımın altını çizdi. Oluç, Kürtçenin kamusal alanda kullanılmasının yasal düzenlemelerle halledilebileceğini ancak anadilde eğitim gibi temel hakların ancak demokratik ve özgürlükçü bir anayasa değişikliğiyle mümkün olabileceğini ifade etti.
Sürecin başarısı için aktörlerin durumuna da dikkat çeken Oluç, Abdullah Öcalan’ın ‘başmüzakereci’ konumunun hukuki olarak tarif edilmesi gerektiğini savundu. Öcalan’ın çalışma ve yaşam koşullarının özgürleşmesinin, gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçilerle doğrudan iletişim kurabilmesinin başarının miftahı olduğunu söyleyen Oluç, siyasi tutsakların durumuna dair de net konuştu.
